+90 543 875 6449Abbas Öztürk İhsaniye Mahallesi Kale Önü Sokak Arıcı Apartmanı 4/4 Selçuklu/Konya
Büyükşehir
Dolar
48,6456 %0,04
Euro
56,1616 %-0,07
Köşe Yazarları Anadolu'da Manşet

ADALET VE EMANET

Haberde aklına takılan ne?Özet, 5N1K veya kaynak bilgisini Manşet'e Sor.
Hasan Yakup CANGÜVEN
Muhabir & Editör Hasan Yakup CANGÜVEN 25.10.2026 18:44 | Okuma: 4 dk
Köşe Yazarları
ADALET VE EMANET

ADALET VE EMANET

Adalet olmadan mülk, mülk olmadan devamlılık tesis edilebilir mi?

Allah Nisâ Suresi 58’inci ayette şöyle buyuruyor: “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir”. 

İnsanların ve toplumların huzur ve mutlulukları iki sebeple kazanılır ve iki sebeple de kaybedilir: Adalet ve Emanet…

Adalet ve emanet aynı zamanda ülkelerin kalkınmışlıklarının ve ilerlemelerinin veyahut geri kalmışlıklarının önünde duran en büyük iki faktördür…

Adalet, kişilerin ve dolayısıyla toplumun dirlik, birlik, düzen ve intizam içinde, hakkaniyet ölçülerine ve eşitlik ilkelerine uygun biçimde yaşamalarının sağlanması, yasalara uygun davranılması, hak ve hukuka göre hükümde doğru olunması, eşitliğe riayet edilmesidir. 

Emanet ise, maddi bir eşyanın, manevi bir değerin veya çok önemli bir yer, durum ve konumun güvenilir bir kişiye belirli bir süreliğine muhafaza edilmesi amacıyla bırakılmasıdır. Sahibinin izni olmadan korunması için başkasına emanet bırakılan bir şeyin, bir başkasına emaneti doğru bir davranış olmayacağı gibi asla ve kat’a caiz de değildir. Yani emanetin emaneti olması ancak özel izne tabidir…

Peygamber efendimiz (sav) münafıklığın alametlerinden bahsederken aralarından birinin “Emanete ihanet” olduğunu söyler. Günlük ve sosyal hayatlarında kendilerine emanet edilen bir şeyi korumaktan uzak olanlar; yaptıkları hile ve kurdukları tuzaklarla bunları lehlerine çevirenler; hiç düşünmeden her türlü kiri ve bilgiyi amaçları doğrultusunda kullanır, iftira etmekten çekinmez, bundan en ufak derecede pişmanlık duymadıkları gibi, hatta mutlu ve hoşnut olurlar. 

swansport

Münafıklar sözlerini sürekli devir-daim yaptırdıkları için çelişkiler ve ithamlarla doludur. Kendi yaptıkları ihanetlerini ve kirli işleri başkalarına yüklemeye, beceriksizliklerini örtbas etmeye, kusur ve kabahatlerini suçsuz insanlara yamamaya çalışırlar. 

Emanet yalnızca somut ya da soyut bir nesnenin veyahut manevi bir değerin birisinin uhdesine bırakılmasından ibaret değildir. 

Emanet de ehline verildiği ve adaletle hükmedildiği sürece müddetçe toplum huzur bulur, müreffeh ve mutlu olur, dirlik ve birlikle beraber gelişme, ilerleme ve kalkınma sağlanır. 

Seçimle veya sözde seçimle kazanılan, gerekse atamayla gelinen siyasetin ve bürokrasinin bütün makam ve mevkileri; siyasilerin iktidar olmak ve ülkeyi yönetmek için girdikleri seçimlerde elde ettikleri başarılar, toplum hayatını ve insanların yaşantılarını kolaylaştırmak amacıyla atandıkları idari makamlar, getirildikleri mevkiler ve kendilerine verilen bütün imkânlar Allah’ın birer emanetidir. 

İktidar olma ve hükmetme duygusu, insan tabiatının ve fıtratının bir sonucudur. İktidar olma, bir şeylere hükmetme, güç ve makam insana dünyayı bir başka gösterir. “Makam”; hükmetme, buyruk etme, emir ve talimat verme duygusunu barındırdığı için çok tehlikelidir. Hani şu meşhur oto-lastik reklam filmi repliğinde geçtiği gibi: “Kontrolsüz güç, güç değildir.”

Seçilmiş ya da atanmışlar bunun gizemine, sihrine, nüfuzuna, etkisine, gücüne, otoritesine ve ihtirasına kapıldığında; getirildikleri makam ve oturdukları koltuklar başlarını döndürdüğünde, gözlerini, kalplerini ve vicdanlarını körleştirdiğinde, akıllarını devre dışı bıraktığında, makam ve güç çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir; sahiplerini ve bu sonuçlara sebep olanları felaketten felakete sürükleyebilir.

İnsanlara haksızlık ve zorbalık yapmak, birine, birilerine veya belirli bir gruba kanun, yasa ve kurallara aykırı iltimas geçmek, onlara öncelik ve ayrıcalık tanımak “Kanun tanımazlık ve adaletsizliktir”. İşte bu durum, kanunsuzluk, adaletsizlik ve emanetin ve işlerin ehline verilmemesi toplumun huzursuzluklarının, kavgaların, anlaşmazlıkların, milli servet kaybı, yetişmiş insan kaynağının yitirilmesinin ve bir neslin yok edilmesinin baş sebebidir. 

İnsanların güven duygusunu sarsacak, toplumun ihtiyacını karşılamaktan uzak, Allah’ın rızasına uygun kullanılmayan her şey de “Adil olunmaması” “Emanete ihanet edilmesi” ve “makamların işin ehli insanlara verilmemesi” toplumları ortadan ikiye böldüğü gibi faydadan çok zarar verir.

Toplumun, hayatın ve insanlığın içinde kalması gereken ve ana erdem olması gereken adalet; makam, mevki, şan, şöhret, nam, statü veya iltimasla dağıtılan bir şey değildir. Olamaz ve olmamalıdır da.

Adalet, güçlü de olsa haksızın, güçsüz de olsa haklının hukuk karşısında eşit muamele görmesidir. Aksi halde herkes için temel esas olması gereken adaletten uzaklaşıldığı, hukukun sık sık ayaklar altına alındığı, kanunların sık sık çiğnendiği bir ülkede toplum hayatı mahvolmuş demektir. Böyle bir ülkede sürdürülebilir bir huzurdan, daimi kalkınmışlıktan, müreffehiyetten ve ilerlemeden bahsedilemeyeceği gibi, hiçbir vatandaş kendisini güven altında hissetmez.  

Evet, bütün siyasi, idari ve mahalli imkânlar, mal, servet ve makam sahibi olunması, görünen dünyevi başarılar Allah’ın insanlara birer ikramı değil, emanetidir. O makamlar, o koltuklar hiçbir kimsenin tapulu malı veyahut tereke değildir. Kamu görevi, devlet yönetimi ve siyaset birer vekâlet müessesesidir. 

Makamları işgal edenler, boş bulduğu koltuğa siyaseten oturanlar, kendilerine verilen emanetin ve vekâletin kirleticisi değil, emanetçisi ve bekçileri olmalıdır…

Adaletin tesis edildiği yerler adliyeler ve mahkemelerdir. 

Adliye binalarının yeni ve sayıca çok oluşu, mimarisinin güzelliği ve büyüklüğü, koridorlarının genişliği, mahkeme salonlarının ferah ve havadar oluşu, hâkim ve savcıların niceliği (artıp eksilmeleri-azalıp çoğalmaları) adaletin varlığını ve hukukun gücünü (üstünlüğünü) göstermez.

UNUTMAYALİM Kİ…

Adaletin olmadığı yerde kargaşa, karışıklık, kaos ve keşmekeşlik vardır. Hiçbir siyasi güç ve idari yetki, makam ve mevkii, para ve servet, şan ve şöhret, sahip olunan imkân… Hayallerin ve ihtirasların, heva ve heveslerin, öfke ve şehvetin kışkırttığı, tahrik ettiği hiçbir talebi karşılayamaz. 

Adaletin tesis edilmediği hiçbir yerde huzurdan, refahtan ve istikrardan bahsedilemez…

Adalet olmadan mülk, mülk olmadan devamlılık ve egemenlik tesis edilemez… 

Adaletin sağlanması, tam bir hukuk devleti olunması için her zaman “Adil Yönetimlere”, iyi yetiştirilmiş (kendini iyi yetiştirmiş) temiz, vicdan ve irfan sahibi, adil ve “Emin İnsanlara” ihtiyaç var. 

Adalet, bir toplumu ayakta tutan ana kolonlardan, temel direklerden biridir. 

Eğer bu direk yıkılırsa; eğer bu direk dükkânı genişletmek isteyen cahil güruhu gibi kesilir ve tıraşlanırsa toplum çözülmeye, çürümeye ve kokuşmaya başlar.

Eğer bu direk yıkılırsa; zulüm artar, güçlü olan zayıfı ezer, insanlar haklarını savunamaz olur.

Eğer bu direk yıkılır ve insanlar kendi adaletlerini sağlamaya başlarlarsa bu da ayrı bir felakettir.

Sen ne düşünüyorsun?Tek dokunuşla değerlendir
Bu haberi tartış
Siradaki haber hazirlaniyor...
Okur yorumları

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.

Yorum yapmak ve haberlere tepki vermek için doğrulanmış okur hesabınızla giriş yapın.
Giriş yap Ücretsiz üye ol
İhbar Et