+90 543 875 6449Abbas Öztürk
Dolar
45,7449 %0,34
Euro
53,1144 %-0,08

Ercilasun'un Penceresinden Atatürk’ün Türk Tanımı ve Ziya Gökalp'in Etkisi

"Tabiatın rüzgarıyla sallanan, yağmuruyla yıkanan, kasırgalara alışıp yıldırım ve güneş olan tabiat çocuğu; Türk oldu!"

Mehmet Arif GÜDEN
Mehmet Arif GÜDEN 17.05.2026 14:27 | Okuma: 2 dk
Kültür&Sanat Tarih
Ercilasun'un Penceresinden Atatürk’ün Türk Tanımı ve Ziya Gökalp'in Etkisi

"Tabiatın rüzgarıyla sallanan, yağmuruyla yıkanan, kasırgalara alışıp yıldırım ve güneş olan tabiat çocuğu; Türk oldu!"

Cumhuriyet’in kurucu değerleri ve Türk düşünce tarihinin köşe taşları, usta dil bilimci ve Türkolog Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un çarpıcı açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Katıldığı bir konferansta evinin duvarından asla indirmediğini belirttiği tarihi bir belgeyi ilk kez katılımcılarla paylaşan Ercilasun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazısıyla kaleme aldığı o eşsiz "Türk" tanımını okudu. Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar uzanan bu fikir mirası, Atatürk’ün düşünce dünyasında çok özel bir yere sahip olan sosyolog ve yazar Ziya Gökalp’in Türkçülük vizyonuyla birleştiğinde ortaya hayranlık uyandıran bir entelektüel derinlik çıkıyor.


"Bu Memleket Yedi Bin Senelik Türk Beşiğidir"

Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, elindeki tarihi metni büyük bir heyecanla salona aktarırken, Atatürk'ün Türk milletine olan sarsılmaz inancını şu sözlerle ortaya koydu: "Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna medeniyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne, yedi bin senelik en aşağı bir Türk beşiğidir." Ercilasun, Atatürk'ün vizyonunda Türk kavramının doğayla, fırtınayla ve coğrafyayla nasıl bütünleştiğini anlatarak, Türk insanının doğanın tüm zorluklarına göğüs gererek nasıl çelikleştiğini vurguladı.


Tabiatın Çocuklarından Doğan Büyük Bir Medeniyet

Atatürk'ün el yazısında yer alan edebi ve felsefi derinliğe dikkat çeken usta tarihçi, metnin devamını şu çarpıcı ifadelerle aktardı: "Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın yıldırımlarından, kasırgalardan evvela korkar gibi oldu. Sonra onlara alıştı, onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu!" Fikir dünyasında bir "Gökbörü" (Nadir görünen, yol gösterici kurtarıcı bozkurt) olarak tanımlanan Atatürk'ün bu sözleri, Türk milletinin köklerine olan sarsılmaz inancının en somut kanıtı olarak kayıtlara geçiyor.


Atatürk’ün Fikir Babası: Ziya Gökalp Etkisi

Bu muazzam kurucu iradenin ve Türkçülük fikrinin tarihsel gelişimine bakıldığında ise sahneye, Atatürk’ün "Fikirlerimin babasıdır" diyerek onurlandırdığı Ziya Gökalp çıkıyor. Osmanlı’nın yıkılış döneminde modern bir ulus devletin temellerini sosyolojik olarak atan Gökalp, Türk milliyetçiliğini ırkçılıktan uzak, dil, kültür ve ülkü birliğine dayalı modern bir zemine oturtmuştu. Atatürk, Gökalp’in sistemleştirdiği bu modern Türkçülük anlayışını devrimleriyle harmanlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı haline getirdi. Ercilasun’un paylaştığı el yazısı belge, Gökalp’in sosyolojik teorilerinin Atatürk’ün zihninde nasıl edebi ve felsefi bir başyapıta dönüştüğünü açıkça gözler önüne seriyor.

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.