Yukleniyor
+90 543 875 6449Abbas Öztürk
Dolar
46,1045 %0,12
Euro
53,1617 %0,09

SINIRLAR ÖZGÜRLÜĞÜN DÜŞMANI MIDIR?

Emir Ölmez
Emir Ölmez 08.06.2026 00:01 | Okuma: 2 dk
Köşe Yazarları
SINIRLAR ÖZGÜRLÜĞÜN DÜŞMANI MIDIR?


Modern çağın en büyük yanılsamalarından biri, insanın ne kadar sınırsız olursa o kadar özgür olacağı düşüncesidir. Oysa tarih boyunca medeniyetleri ayakta tutan şey sınırsızlık değil, ölçü olmuştur. İnsan, kendisine çizilen her sınırı bir engel gibi görse de çoğu zaman o sınırlar onu koruyan görünmez duvarlardır.


Bugün sosyal medya ve dijital dünya üzerine yürütülen tartışmaların merkezinde de aslında bu soru yatıyor: Çocuklar için getirilecek yaş sınırı bir özgürlük kısıtlaması mı, yoksa geleceği koruma çabası mı?


Teknoloji çağında doğan çocuklar, önceki nesillerden farklı olarak dünyayı sokakta değil ekranda tanımaya başladı. Mahalle kültürünün yerini sanal topluluklar, arkadaş sohbetlerinin yerini mesajlaşmalar aldı. Bir zamanlar çocuklar kim olduklarını ailelerinden, öğretmenlerinden ve yaşadıkları çevreden öğrenirken; bugün algoritmalar onların ne izleyeceğine, neye güleceğine, neyi beğeneceğine karar veriyor.


Belki de ilk kez insanlık tarihinde çocukların karakter gelişiminde aileden ve okuldan daha etkili bir güç ortaya çıktı. Bu güç ne seçilmiş bir öğretmen ne de tecrübeli bir büyüktür. Bu güç, amacı insan yetiştirmek değil dikkat çekmek olan dijital platformlardır.


Burada durup düşünmek gerekir. Çocuklarımız gerçekten özgür mü? Yoksa farkında olmadan sürekli yönlendirilen, sürekli tüketmeye ve görünmeye teşvik edilen bir dünyanın içinde mi büyüyorlar?


Çünkü özgürlük yalnızca seçeneklerin çokluğu değildir. Gerçek özgürlük, doğru ile yanlışı ayırt edebilecek olgunluğa sahip olmaktır. Henüz kişiliği oluşmamış bir çocuğu milyonlarca içerikle baş başa bırakmak, ona özgürlük vermek değil; onu savunmasız bırakmaktır.


Bu nedenle sosyal medya için konuşulan yaş sınırı meselesine yalnızca teknik veya hukuki bir düzenleme olarak bakmamak gerekir. Bu konu aynı zamanda ahlaki, kültürel ve toplumsal bir meseledir. Bir toplum çocuklarını koruyamıyorsa, geleceğini de koruyamaz.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gençliğe hitabında Türk gençliğini yalnızca fiziksel tehlikelere karşı değil, fikrî ve manevî tehditlere karşı da uyarmıştır. Çünkü güçlü bir millet, yalnızca sınırlarını değil, zihinlerini de koruyabilen millettir.


Belki de bugün sormamız gereken soru şudur: Çocuklarımızı teknolojiden nasıl uzaklaştırırız değil, onları teknoloji karşısında nasıl güçlü bireyler haline getiririz?


Yaş sınırı tek başına bütün sorunları çözmeyecektir. Ancak her medeniyet, geleceğini korumak için bazı tedbirler almak zorundadır. Bazen bir sınır çizmek, bir yasa koymak veya bir kapıyı biraz geç açmak; özgürlüğü azaltmak değil, özgürlüğün anlamını korumaktır.


Çünkü mesele ekranlar değildir.


Mesele, geleceğin hangi eller tarafından şekillendirileceğidir.

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.