+90 543 875 6449Abbas Öztürk İhsaniye Mahallesi Kale Önü Sokak Arıcı Apartmanı 4/4 Selçuklu/Konya
Büyükşehir
Dolar
48,6456 %0,04
Euro
56,1616 %-0,07
Gündem Hava Durumu Anadolu'da Manşet

İstanbul’daki Yıkımlar Dere Yataklarındaki Tehlikeyi Gündeme Taşıdı

İstanbul’da dere yatağındaki yapıların yıkılması, Doğu Karadeniz’deki sel riskini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar uyardı.

Haberde aklına takılan ne?Özet, 5N1K veya kaynak bilgisini Manşet'e Sor.
Hiranur AYDIN
Muhabir & Editör Hiranur AYDIN 21.10.2026 11:47 | Okuma: 5 dk
Gündem Hava Durumu
İstanbul’daki Yıkımlar Dere Yataklarındaki Tehlikeyi Gündeme Taşıdı

İstanbul’da etkili olan şiddetli yağışların ardından dere yatağında bulunan yapıların yıkılması, Türkiye’de sel ve taşkın riskini yeniden gündeme taşıdı. Kentte yaşananların ardından uzmanlar, özellikle yoğun yağışların sık görüldüğü Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki yerleşim alanlarına dikkat çekti. Trabzon, Rize, Artvin ve Giresun’da geçmişte yaşanan sel felaketleri, dere yataklarına yapılan yapıların oluşturduğu tehlikeyi bir kez daha hatırlattı.

İstanbul’da sağanağın ardından başlatılan yıkım çalışmaları, yalnızca kentteki hasarlı bölgeleri değil, suyun doğal akış güzergâhlarının korunması meselesini de gündeme getirdi. Uzmanlara göre dere yataklarının daraltılması, üzerlerinin kapatılması ve çevrelerindeki yapılaşmanın artması, yoğun yağış sırasında suyun akışını zorlaştırarak taşkın riskini büyütebiliyor.

Özellikle Doğu Karadeniz’deki dar vadiler, dik yamaçlar ve kısa mesafede denize ulaşan akarsular, yoğun yağışların etkisini artıran coğrafi özellikler arasında bulunuyor. Bölgede geçmişte yaşanan can kayıplı afetler de dere yataklarındaki yerleşimlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

İstanbul’da dere yatağındaki yapılar yıkıldı

İstanbul’da etkili olan şiddetli yağışların ardından dere yataklarında bulunan bazı yapıların yıkılması için çalışma yürütüldü. Selden etkilenen bölgelerde hasar ve enkaz kaldırma çalışmaları yapılırken, dere yataklarının doğal akış alanlarının korunması yeniden gündeme geldi.

Özellikle Sarıyer’in Ayazağa Mahallesi’nde yaşanan selin ardından dere yatağını işgal eden yapıların kaldırılmasına yönelik adımlar atıldı. Bölgede gerçekleştirilen çalışmalar, suyun akış güzergâhlarının açık tutulmasının ve taşkın riski taşıyan alanlardaki yapılaşmanın gözden geçirilmesinin önemini ortaya koydu.

Şiddetli yağışlarda suyun kısa sürede yükselmesi, dere çevresindeki konutları, iş yerlerini ve ulaşım güzergâhlarını etkileyebiliyor. Dere yatağının daraltılması ya da çeşitli yapılarla kapatılması ise suyun doğal akışını sınırlandırarak çevredeki alanların riskini artırabiliyor.

İstanbul’da yaşananlar, kentleşme sürecinde dere yataklarının nasıl korunduğu ve yağışlara karşı hangi önlemlerin alındığı sorularını da beraberinde getirdi.

Uzmanlardan Doğu Karadeniz için uyarı

İstanbul’daki gelişmelerin ardından gözler, geçmiş yıllarda ağır sel ve heyelan felaketleri yaşayan Doğu Karadeniz’e çevrildi. Trabzon, Rize, Artvin ve Giresun’da yoğun yağışların oluşturduğu tehlike, bölgenin coğrafi özellikleri nedeniyle önemini koruyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, dere yataklarının üzerinin kapatılması ve yapılaşma nedeniyle suyun doğal akış alanlarının ortadan kaldırılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Trabzon’da geçmişte açıkta bulunan birçok derenin zaman içerisinde kapatıldığını belirten Ersoy, dere yataklarının yalnızca yapılaşmaya açılabilecek alanlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Suyun doğal güzergâhının korunmamasının, yoğun yağışlarda taşkın riskini artırabileceğine işaret etti.

Ersoy, sorunun yalnızca tek bir şehirde alınacak önlemlerle çözülemeyeceğini belirterek kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Dere yataklarının korunması, suyun akışını engelleyen unsurların ortadan kaldırılması ve riskli bölgelerdeki yapılaşmanın ele alınması, uzmanların üzerinde durduğu başlıca konular arasında yer aldı.

“Dere yataklarının üzerini kapatmak” tehlikeyi büyütüyor

Uzmanların dikkat çektiği konuların başında, kentleşme sırasında küçük derelerin üzerlerinin kapatılması geliyor. Yerleşim alanlarının genişlemesiyle birlikte bazı su yollarının beton altında kalması veya daraltılması, yoğun yağışlarda suyun geçiş kapasitesini etkileyebiliyor.

Prof. Dr. Hakan Ersoy, dere yataklarının üzerinin kapatılmasının ve doğal akış alanlarının yapılaşmayla ortadan kaldırılmasının taşkınlara zemin hazırlayabileceğini belirtti. Ersoy’a göre suyun akış güzergâhının engellenmesi, yağış sırasında biriken suyun çevredeki alanlara yönelmesine neden olabiliyor.

Taşkın riskinin yalnızca yağış miktarıyla değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden uzmanlar, suyun hangi güzergâhtan aktığının ve bu güzergâhın ne ölçüde korunduğunun da önemli olduğunu vurguluyor.

Dere yataklarına hafriyat dökülmesi, menfezlerin tıkanması ve suyun geçiş alanlarının daraltılması da risk oluşturabilen unsurlar arasında bulunuyor. Bu tür engeller, yoğun yağışlarda suyun önünün kesilmesine ve çevredeki yerleşim alanlarının etkilenmesine yol açabiliyor.

Doğu Karadeniz’deki geçmiş felaketler unutulmadı

Doğu Karadeniz’de yaşanan geçmiş sel ve heyelan felaketleri, dere yataklarının korunmasının önemini gösteren örnekler arasında yer alıyor.

Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Çamlıktepe Mahallesi’nde 18 Haziran 2019’da meydana gelen sel ve heyelan felaketinde 10 kişi hayatını kaybetti. Şiddetli yağışın ardından derelerin taşmasıyla evler, yollar ve köprüler zarar gördü. Sel sularının taşıdığı çamur ve kaya parçaları yerleşim alanlarını etkilerken, bölgede geniş çaplı arama kurtarma çalışmaları yürütüldü.

Giresun’un Dereli ilçesinde 22 Ağustos 2020’de yaşanan sel felaketinde ise 11 kişi yaşamını yitirdi. Çok sayıda konut ve iş yeri zarar gördü; yollar ve köprülerde ağır hasar meydana geldi.

Aynı yıl Rize ve Artvin’de yaşanan sel ve heyelanlar da bölgedeki yerleşim alanlarının ve altyapının yoğun yağışlar karşısındaki kırılganlığını ortaya koydu.

Bu afetler, Doğu Karadeniz’de sel riskinin yalnızca meteorolojik koşullardan kaynaklanmadığını, yerleşim düzeni ve altyapı planlamasının da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Doğu Karadeniz’in coğrafi yapısı riski artırıyor

Doğu Karadeniz, dik yamaçları, dar vadileri ve denize kısa mesafede ulaşan akarsularıyla Türkiye’nin sel ve heyelan riski taşıyan bölgeleri arasında bulunuyor. Şiddetli yağışlarda suyun hızla yükselmesi ve yamaçlardan gelen malzemelerin dere yataklarına taşınması, yerleşim alanları açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Özellikle dere kenarlarına yakın konutlar, iş yerleri ve ulaşım yolları, su seviyesinin yükselmesi durumunda doğrudan etkilenebiliyor. Dere yataklarının daraltılması veya üzerlerinin kapatılması da suyun geçişini zorlaştırarak mevcut riskleri artırabiliyor.

Uzmanlar, bu nedenle bölgedeki yerleşim alanlarının taşkın riski bakımından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Dere yataklarının doğal işleyişinin korunması, riskli bölgelerde gerekli tedbirlerin alınması ve yerleşimlerin taşkınlardan daha az etkilenecek şekilde planlanması önem taşıyor.

Nazihan Ursavaş’tan yerleşim alanları için önlem çağrısı

Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazihan Ursavaş da dere yataklarında oluşan yoğun su akışının çeşitli sorunlara neden olabileceğine dikkat çekti.

Ursavaş, dere yataklarında yerleşimin azaltılması ve ilgili kurumlar tarafından gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirtti. Geçmişten gelen yapılaşma alışkanlıklarının değiştirilmesinin kolay olmadığını ancak mevcut yerleşimlerin taşkınlardan daha az etkilenmesi için önlemler geliştirilebileceğini ifade etti.

Kent merkezlerindeki su akışının daha düzenli hâle getirilmesi, altyapının iyileştirilmesi ve bilimsel veriler doğrultusunda planlama yapılması da üzerinde durulan başlıklar arasında yer aldı.

Uzmanlara göre taşkın riskinin azaltılması yalnızca afet yaşandıktan sonra yapılan müdahalelerle sınırlı kalmamalı. Riskli alanların önceden belirlenmesi, altyapının kontrol edilmesi ve toplumda çevre bilincinin geliştirilmesi de uzun vadeli önlemlerin parçası olmalı.

Çözüm yalnızca yıkımlarla sınırlı değil

İstanbul’da dere yatağındaki yapıların yıkılmasıyla yeniden gündeme gelen tartışma, taşkın riskine karşı kalıcı çözümlerin önemini ortaya koydu. Uzmanların değerlendirmelerine göre dere yataklarının korunması, suyun doğal akışını engelleyen unsurların giderilmesi ve riskli bölgelerdeki yapılaşmanın yeniden ele alınması birlikte değerlendirilmesi gereken konular arasında bulunuyor.

Bunun yanında dere yataklarına hafriyat ve atık bırakılmaması, su geçiş noktalarının açık tutulması, altyapının düzenli kontrol edilmesi ve yerleşim planlarının bilimsel veriler doğrultusunda hazırlanması da önem taşıyor.

İstanbul’da yaşananlar, Doğu Karadeniz’de geçmişte ağır can kayıplarına neden olan sel felaketlerini yeniden hatırlatırken, uzmanların uyarıları dere yataklarının korunmasının hayati önemini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer risklerin azaltılması için yerel müdahalelerin yanı sıra kurumlar arasında koordineli ve uzun vadeli çalışmalar yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.

Sen ne düşünüyorsun?Tek dokunuşla değerlendir
Bu haberi tartış
Siradaki haber hazirlaniyor...
Okur yorumları

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.

Yorum yapmak ve haberlere tepki vermek için doğrulanmış okur hesabınızla giriş yapın.
Giriş yap Ücretsiz üye ol
İhbar Et