Yukleniyor
+90 543 875 6449Abbas Öztürk İhsaniye Mahallesi Kale Önü Sokak Arıcı Apartmanı 4/4 Selçuklu/Konya
Dolar
48,6247 %0,20
Euro
56,2040 %-0,22
Köşe Yazarları Anadolu'da Manşet

ÇOCUĞA SEVGİ YETMEZ, SINIR DA GEREKİR

Haberde aklına takılan ne?Özet, 5N1K veya kaynak bilgisini Manşet'e Sor.
Şerife BOZOĞLAN EKER
Muhabir & Editör Şerife BOZOĞLAN EKER 14.09.2026 08:18 | Okuma: 3 dk
Köşe Yazarları
ÇOCUĞA SEVGİ YETMEZ, SINIR DA GEREKİR Google Haberler Gündemi bizden takip et Anadolu'da Manşet'i tercih edilen kaynaklarına ekle, haberlerimizi Google'da daha sık gör. Bizi tercih et

ÇOCUĞA SEVGİ YETMEZ, SINIR DA GEREKİR

Çocuk yetiştirmek, yalnızca karnını doyurmak, okuluna göndermek ve istediği imkânları önüne sermek değildir. Bir çocuğun geleceğini hazırlamak; ona hayatı tanımayı, insanlarla ilişki kurmayı, beklemeyi, paylaşmayı, gerektiğinde vazgeçmeyi ve en önemlisi de sınırları bilmeyi öğretmektir.

Bugün anne babaların önemli bir bölümü çocuklarıyla daha sağlıklı iletişim kurmak istiyor. Çocuğunun düşüncesini dinlemek, duygularını önemsemek, kendisini ifade etmesine fırsat vermek elbette son derece kıymetli. Fakat burada ince bir çizgi var: Çocuğu dinlemek başka, çocuğun her söylediğini yapmak başkadır.

Çocuğun fikrine değer vermek, evin yönetimini onun eline bırakmak anlamına gelmez.

Geçmişte “Büyük ne derse o olur.” anlayışı vardı. Çocuğun söz hakkı çoğu zaman sınırlıydı. Anne-baba konuşur, çocuk dinlerdi. Bu yöntem birçok çocuğun duygularını içine atmasına, yaşadıklarını paylaşamamasına ve kendisini değersiz hissetmesine neden oldu.

Fakat bugün bunun tam tersine savrulma tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Çocuğu üzmemek adına her isteğini yerine getirmek, ona sürekli hak vermek, başarısızlıkla karşılaşmasına izin vermemek ve “Hayır” demekten korkmak da sağlıklı bir eğitim yöntemi değildir.

Çünkü hayat, çocuğumuza bizim kadar anlayışlı davranmayacaktır.

Okulda istediği olmayacak. Arkadaşı onu kıracak. Bir sınavdan düşük not alacak. Bir yarışmayı kaybedecek. İş hayatında reddedilecek. Her istediği kapı açılmayacak.

Peki biz çocuğumuzu bütün bu gerçekliklerden uzak tutarsak, hayatın ilk ciddi engeli karşısında ne yapacak?

Çocuk, hayatın küçük hayal kırıklıklarıyla baş etmeyi ailesinin yanında öğrenmelidir.

Bazen istediği oyuncağın alınmaması, bazen arkadaşına ait bir eşyayı kullanamaması, bazen ekran başında geçirdiği sürenin sona ermesi, bazen de yaptığı yanlışın sonucuyla yüzleşmesi gerekir.

Bunlar sevgisizlik değildir.

Tam tersine, çocuğa hayatın gerçeklerini öğretmenin yollarıdır.

Bir çocuğa “Hayır” diyebilmek, onu sevmemek değildir. Ona sınır koymak, özgürlüğünü elinden almak anlamına gelmez. Aksine sınır, çocuğa hem kendisini hem de karşısındaki insanı tanımayı öğretir.

Benim hakkım nerede başlıyor, başkasının hakkı nerede başlıyor?

Çocuğun zihninde bu sorunun cevabı oluşmalıdır.

Aksi halde yalnızca kendi isteğinin gerçekleşmesine odaklanan, beklemeyi bilmeyen, eleştiriye tahammül edemeyen, reddedildiğinde öfkelenen bireyler yetiştirmiş oluruz.

Burada anne babalara düşen görev ne katı bir otorite kurmak ne de çocuğun bütün isteklerinin peşinden gitmektir.

Asıl mesele dengeyi kurabilmektir.

Çocuk konuşacak, anne baba dinleyecek.

Çocuk itiraz edebilecek, fakat saygı sınırını bilecek.

Anne baba karar verecek, fakat kararının gerekçesini çocuğuna anlatacak.

Çocuk hata yapacak, ancak yaptığı hatanın sonucunu da görecek.

Sevgi olacak ama sınır da olacak.

Şefkat olacak ama sorumluluk da olacak.

Özgürlük olacak ama başkasının hakkına saygı da olacak.

Çünkü çocuklarımızı hayattan korumaya çalışırken, onları hayata hazırlamayı ihmal etmemeliyiz.

Onlara her yolu düzleştirmek yerine, gerektiğinde engebeli yollarda yürüyebilecekleri bir karakter kazandırmalıyız.

Unutmayalım:

Çocuğun her istediğini yapmak onu mutlu etmek değildir.

Bazen ona “bekle” demek, bazen “olmaz” demek, bazen “bunu sen yapmalısın” diyebilmek de sevginin bir biçimidir.

Çocuklarımızın ihtiyacı sınırsız imkân değil; güvenli bir aile, açık bir iletişim, tutarlı kurallar ve sevgiyle çizilmiş sınırlardır.

Çünkü bugün sınır koyamadığımız çocuk, yarın hayatın sınırlarıyla karşılaştığında çok daha ağır bedeller ödeyebilir.

Çocuklarımızı fanusun içinde büyütmeyelim. Onlara hayatı tanıtalım; düşmeyi, kalkmayı, beklemeyi, paylaşmayı ve yeniden başlamayı öğretelim.

Zira iyi yetişmiş bir çocuk, her istediğini elde eden değil; elde edemediği zaman da ayakta kalabilen çocuktur

Sen ne düşünüyorsun?Tek dokunuşla değerlendir
Bu haberi tartış
Siradaki haber hazirlaniyor...
Okur yorumları

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.

Yorum yapmak ve haberlere tepki vermek için doğrulanmış okur hesabınızla giriş yapın.
Giriş yap Ücretsiz üye ol
İhbar Et