Yukleniyor
+90 543 875 6449Abbas Öztürk
Dolar
46,3235 %0,06
Euro
53,8552 %0,11

Prof. Dr. Alaattin Aköz Konya'da Konuştu: Kaldırılışının 200. Yılında Yeniçeri Ocağı ve Darbe Geleneği

Konya Aydınlar Ocağı’nda konuşan Prof. Dr. Alaattin Aköz, lağvedilişinin 200. yılında Yeniçeri Ocağı’nın bozulma sürecini ve darbeler tarihini anlattı

Mehmet Arif GÜDEN
Mehmet Arif GÜDEN 17.06.2026 17:39 | Okuma: 3 dk
Kültür&Sanat Kültürel Etkinlikler
Prof. Dr. Alaattin Aköz Konya'da Konuştu: Kaldırılışının 200. Yılında Yeniçeri Ocağı ve Darbe Geleneği

Konya Aydınlar Ocağı’nın geleneksel hale gelen Selçuklu Salı Sohbetleri, bu hafta oldukça kritik bir tarihsel dönüm noktasını masaya yatırdı. Varlığı tam 200 yıl önce, 15 Haziran 1826’da Sultan II. Mahmut tarafından sonlandırılan Yeniçeri Ocağı, lağvedilişinin yıl dönümünde tüm yönleriyle ele alındı. Konevi Derneği salonunda düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, ocağın kapanmasının toplumda büyük bir rahatlama yarattığını belirterek, "Yeniçeriler devletin başına musallat olmuş büyük bir sıkıntı haline gelmişti" dedi.


Barışta İtfaiye, Savaşta Muhafızdılar

Kürsüye gelen Prof. Dr. Alaattin Aköz, Yeniçeri Ocağı'nın altın çağlarında ve bozulma dönemlerinde üstlendiği rolleri aktardı. Ocağın barış zamanında İstanbul başta olmak üzere bulundukları bölgelerde asayiş, yangın söndürme (itfaiye) ve kale kapılarının muhafazası gibi kamu hizmetlerini yürüttüğünü belirten Aköz, 17. yüzyıldaki Celali İsyanları'nın bastırılmasında da etkin rol oynadıklarını ifade etti. Aköz ayrıca, ocağın Bektaşi tarikatına sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve Hanefi mezhebine mensup bulunduğunu dile getirdi.


"Cambaz ve Hokkabazların Ocağa Alınması Sonu Getirdi"

Yeniçeri Ocağı’ndaki yapısal bozulmanın 16. yüzyılın ikinci yarısında, III. Murat döneminde başladığını belirten Prof. Dr. Aköz, dejenere olma sürecini şu sözlerle anlattı:

"Şehzade Mehmet’in ihtişamlı sünnet düğününde gösteri yapan cambazlar ve hokkabazlar usulsüz şekilde ocağa alındı. Bunlar askerlikle ilgisi olmayan; hamallık, tellallık, kayıkçılık ve esnaflık yapan kişilerdi. Evlenme yasağı çiğnendi, aile hayatı başladı. En önemlisi, ocakla bağı olmayan kişiler rüşvet ve kayırmayla 'Esâme' denilen maaş defterlerine kaydedildi. Askerlik yapmayan bu kitle, devlet üzerinde devasa bir mali külfet oluşturdu."

Bu rabıtasız kalabalığın savaş meydanlarında barut kokusundan ürken, "yorulduk" diyerek padişah emirlerine karşı çıkan bir firariler topluluğuna dönüştüğünü söyleyen Aköz, 1768 Osmanlı-Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca Antlaşması'nın bu yetersizliğin tescili olduğunu belirtti. Aköz, mahkeme kayıtlarına göre yeniçerilerin esnafı haraca bağladığını, Konya'da kilise basıp kan döktüklerini ve halkın can, mal, namus emniyetini tehdit eden birer eşkıyaya dönüştüklerini de sözlerine ekledi.


"Türk Tarihindeki İlk Darbe: Buçuktepe Vakası"

Türk devlet geleneğinde askeri darbelerin bir Yeniçeri mirası olduğuna işaret eden Prof. Dr. Alaattin Aköz, tarihten çarpıcı örnekler sıraladı:

  • 1446 Buçuktepe Vakası: Fatih Sultan Mehmed'in ilk saltanatında para ayarının düşürülmesi üzerine çıkan, tarihteki ilk yeniçeri ayaklanmasıdır. II. Murat yeniden tahta getirilmiştir.

  • 1481 Vezir Katli: Fatih'in ölümü sonrası Karamani Mehmed Paşa katledilmiş, başı mızrağa geçirilmiştir.

  • 1512 ve 1622 İsyanları: II. Bayezid tahttan indirilmiş; Genç Osman (II. Osman) Yedikule Zindanları'nda boğularak şehit edilmiştir.

  • 1648 Sultan İbrahim'in Katli: Sultan İbrahim tahttan indirilerek boğdurulmuş, yerine 7 yaşındaki IV. Mehmed geçirilmiştir.

Kazan Kaldıran Ocağın Sonu: Vaka-i Hayriye

1821 Mora İsyanı'nı bastırmakta aciz kalan Yeniçerilere karşı, Mısır'daki İbrahim Paşa'nın batı tarzı talimli ordusunun başarılı olması, askeri ıslahatı zorunlu kıldı. II. Mahmut'un Yeniçeri bünyesinden devşirerek kurduğu Eşkinci Ocağı'na karşı çıkan askerler, "Din elden gidiyor" bahanesiyle 15 Haziran 1826'da yeniden kazan kaldırdı.

Sadrazam Benderli Selim Paşa'ya "Biz talim istemiyoruz, eski usulümüz testiye kurşun atmak, keçeye kılıç çalmak" diyerek isyan eden yeniçerilerin kışlası topa tutularak muhasara edildi. Altı hafta içinde idam ve sürgünlerle İstanbul nüfusu 30 bin kişi azaldı. Tarihe Vaka-i Hayriye (Hayırlı Olay) olarak geçen lağvın resmi fermanı, Vakanüvis Esat Efendi tarafından Sultan Ahmet Camii minberinden okunarak tüm vilayetlere ilan edildi.

Siradaki haber hazirlaniyor...

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.