Yukleniyor
+90 543 875 6449Abbas Öztürk İhsaniye Mahallesi Kale Önü Sokak Arıcı Apartmanı 4/4 Selçuklu/Konya
Dolar
48,2686 %0,05
Euro
56,0260 %0,17
Köşe Yazarları Anadolu'da Manşet

MALAZGİRT’TEN BUGÜNE: BİZE NE KALDI?

Haberde aklına takılan ne?Özet, 5N1K veya kaynak bilgisini Manşet'e Sor.
Şerife BOZOĞLAN EKER
Muhabir & Editör Şerife BOZOĞLAN EKER 31.08.2026 09:42 | Okuma: 3 dk
Köşe Yazarları
MALAZGİRT’TEN BUGÜNE: BİZE NE KALDI? Google Haberler Gündemi bizden takip et Anadolu'da Manşet'i tercih edilen kaynaklarına ekle, haberlerimizi Google'da daha sık gör. Bizi tercih et

Malazgirt’in üzerinden 955 yıl geçti.

26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve askerleri Anadolu’nun kapılarını Türklere açarken yanlarında yalnızca kılıçları yoktu. Bir inançları, bir davaları, bir vatan anlayışları ve gerektiğinde ölümü göze alabilecek bir teslimiyetleri vardı.

Peki bugün o ruhtan bize ne kaldı?

Alparslan’ın ordusunu Malazgirt Ovası’nda bir arada tutan neydi? Sadece askerî güç mü?

Elbette hayır.

O gün insanlar aynı hedefe bakıyor, aynı ideal etrafında birleşiyor; vatanı sadece üzerinde yaşanılan bir toprak değil, uğruna can verilecek bir emanet olarak görüyordu.

Şimdi kendimize dürüstçe soralım:

O ruh hâlâ bizimle mi?

Eğer hâlâ bizimle ise neden birbirimize tahammülümüz bu kadar az? Neden menfaatimiz söz konusu olduğunda değerlerimizi kolayca kenara bırakabiliyoruz? Neden birlikten çok ayrışmayı, kardeşlikten çok kutuplaşmayı konuşuyoruz?

Belki de kaybettiğimiz şey zafer ruhu değil; zaferleri mümkün kılan ahlâk ve şuurdur.

Çünkü Malazgirt yalnızca bir savaş değildi. Bir medeniyet yürüyüşünün başlangıcıydı. Ardından gelen fetihler, İstanbul’un fethi, Çanakkale ve nihayet Büyük Taarruz; aynı milletin farklı zamanlarda yeniden ayağa kalkmasının örnekleriydi.

Peki bu ruhu nasıl kaybettik?

Belki bir günde kaybetmedik.

Değerlerimizi küçük küçük terk ederek, emaneti sıradanlaştırarak, birbirimizin hakkını gözetmeyerek, vatan sevgisini sadece sözlere ve törenlere indirgeyerek uzaklaştık.

Bugün Gazze’de çocuklar ölürken, Doğu Türkistan’da insanlar zulüm görürken bize düşen sadece geçmişteki zaferlerimizi anlatmak değildir.

Malazgirt’in bize öğrettiği asıl ders şudur:

Güç, iman ve ahlâkla birleştiğinde anlamlıdır.

Bugün kılıçlarımız olmayabilir. Fakat kalemimiz, vicdanımız, ilmimiz, ahlâkımız, dayanışmamız ve mazlumun yanında durma cesaretimiz var.

Öyleyse mesele Malazgirt’i kutlamak değil;

Malazgirt’in ruhuna yeniden sahip çıkabilmek.

Çünkü zaferler geçmişte kaldı.

Fakat o zaferleri doğuran ruh hâlâ bize emanet.

Ve asıl soru şu:

Biz o emanete sahip çıkıyor muyuz?

Peki O Ruh Nasıl Yeniden Kazanılır?

Alparslan’ı ve onun Alplerini geri getiremeyiz. Onların zamanını, şartlarını, meydanlarını da geri getiremeyiz.

Fakat onları Malazgirt’e götüren değerleri yeniden kuşanabiliriz.

Çünkü Malazgirt ruhu bir kıyafet değildi ki yeniden giyelim; bir karakterdi.

Bugün bize düşen, önce kendimizden başlamaktır.

İmanımızı güçlendirmek…

İbadeti sadece bir alışkanlık olmaktan çıkarıp ahlâka ve davranışa dönüştürmek.

Vatanı sevmek…

Ama vatan sevgisini yalnızca bayrak paylaşımına, marş söylemeye ve törenlere bırakmamak. İşimizi dürüst yapmak, emanete sahip çıkmak, kul hakkından sakınmak, ülkemizin geleceği için üretmek.

Birlik olmak…

Bizim gibi düşünmeyeni düşman görmemek. Farklılıklarımızı kavga sebebi değil, zenginlik kabul etmek.

Çünkü büyük zaferler, aynı hedefe yürüyebilen insanların omuzlarında yükselir.

Gençlerimizi yetiştirmek…

Onlara sadece sınav kazanmayı değil; tarihini, dilini, kültürünü, ahlâkını ve sorumluluğunu öğretmek.

Bilgili ama vicdansız; güçlü ama adaletsiz bir nesil değil, ilimle ahlâkı birleştiren nesiller yetiştirmek.

Mazluma karşı duyarlı olmak…

Gazze’deki çocuğu, Doğu Türkistan’daki kardeşimizi yalnızca bir haber başlığı olarak görmemek.

Elimizden geleni yapmak; hiç değilse acıya alışmamak, zulmü normalleştirmemek.

Ve belki de en önemlisi:

Kendimizi düzeltmeden dünyayı düzeltmeye kalkmamak.

Bugün bizim savaş meydanımız belki başka.

Bizim meydanımız; ahlâksızlık karşısında ahlâkı, yalan karşısında doğruluğu, çıkar karşısında hakkı, umutsuzluk karşısında umudu savunmaktır.

Alparslan’ı geri getiremeyiz.

Alplerini de…

Fakat Alparslan’ın temsil ettiği şuurla yaşayan insanlar olabiliriz.

İşte Malazgirt ruhunu yeniden kazanmak budur.

Çünkü tarih bize şunu söylüyor:

Büyük zaferler önce meydanlarda değil, insanların yüreğinde kazanılır.

Ve belki bugün ihtiyacımız olan yeni bir Malazgirt değil;

Yeni Bir Malazgirt Şuuru.

Bence bu hâliyle basılabilir. Hatta son cümleyi tek başına bırakmanız yazının etkisini artırır. Çünkü okuyucuyu “Zafer Bayramı”ndan çıkarıp “Ben bugün ne yapıyorum?” sorusuyla baş başa bırakıyor.

Sen ne düşünüyorsun?Tek dokunuşla değerlendir
Bu haberi tartış
Siradaki haber hazirlaniyor...
Okur yorumları

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.

Yorum yapmak ve haberlere tepki vermek için doğrulanmış okur hesabınızla giriş yapın.
Giriş yap Ücretsiz üye ol
İhbar Et