+90 543 875 6449Abbas Öztürk İhsaniye Mahallesi Kale Önü Sokak Arıcı Apartmanı 4/4 Selçuklu/Konya
Dolar
48,6456 %0,04
Euro
56,1616 %-0,07
Kültür&Sanat Anadolu'da Manşet

Kekova’daki Antik Batık Anadolu’nun Deniz Ticaretine Işık Tutuyor

Antalya Kekova’da bulunan 4 bin 400-4 bin 700 yıllık amforalar, antik deniz ticareti ve denizcilerin yaşamına ışık tutuyor.

Haberde aklına takılan ne?Özet, 5N1K veya kaynak bilgisini Manşet'e Sor.
Hiranur AYDIN
Muhabir & Editör Hiranur AYDIN 14.10.2026 14:15 | Okuma: 4 dk
Kültür&Sanat
Kekova’daki Antik Batık Anadolu’nun Deniz Ticaretine Işık Tutuyor

Antalya’nın Demre ilçesi açıklarında bulunan Kekova Adası yakınlarında yürütülen su altı kazılarında, yaklaşık 4 bin 400 ila 4 bin 700 yıl öncesine tarihlenen amforalar gün yüzüne çıkarıldı. Erken Tunç Çağı’na uzanan buluntular, Doğu Akdeniz’deki deniz ticaretinin geçmişine ilişkin önemli ipuçları sunarken, Anadolu kıyılarının binlerce yıl önce farklı coğrafyalar arasında kurulan ticari bağlantılardaki rolünü de yeniden gündeme taşıdı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında ortaya çıkarılan eserlerin, şimdiye kadar bilinen en eski gemi batıklarından birine ait olduğu değerlendiriliyor. Geminin ahşap bölümleri günümüze ulaşmamış olsa da deniz tabanında korunan seramik kaplar, dönemin denizcilik faaliyetlerine ilişkin araştırmalara ışık tutuyor.

Kekova’da 4 bin 700 yıllık tarih gün yüzüne çıktı

Kekova Adası çevresinde gerçekleştirilen su altı araştırmalarında tespit edilen batık alanı, bilim insanlarının yürüttüğü incelemelerin ardından yeniden ele alındı. Önceki yıllarda yapılan araştırmalarda belirlenen kalıntılardan alınan örnekler, bölgedeki gemi batığının tarihinin ortaya çıkarılmasına yönelik önemli veriler sağladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izinleri doğrultusunda, Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Doç. Dr. Hakan Öniz’in bilimsel sorumluluğunda 2026 yılında kazı çalışmalarına başlandı. Çalışmalarda çıkarılan amforaların biçimleri, süslemeleri ve kil özellikleri incelenerek tarihlendirme yapıldı.

Yaklaşık 4 bin 400 ila 4 bin 700 yıllık geçmişe işaret eden buluntular, Erken Tunç Çağı’nda deniz yoluyla gerçekleştirilen taşımacılığın boyutlarına ilişkin yeni değerlendirmelerin önünü açtı.

Amforalar hangi amaçla kullanılıyordu?

Kazılarda bulunan amforaların, dönemin ticaretinde kullanılan taşıma kapları olduğu değerlendiriliyor. Zeytinyağı veya şarap gibi ürünlerin taşınmasında kullanılmış olabilecek bu kaplar, yalnızca geminin yükü hakkında değil, dönemin üretim ve tüketim alışkanlıkları hakkında da bilgi veriyor.

Amforaların kil yapısı üzerinde yapılan analizler, kapların muhtemelen Ürdün Vadisi’ndeki atölyelerde üretildiğine işaret ediyor. Bu değerlendirme, geminin taşıdığı yükün Anadolu kıyılarıyla sınırlı olmayan bir ticaret ağıyla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.

Mısır, Troya ve Girit’te bulunan benzer kapların varlığı da farklı yerleşimler arasında ticari ve kültürel ilişkiler kurulmuş olabileceğine yönelik önemli işaretler arasında gösteriliyor. Araştırmacılar, eserlerin üretim yerleri ve benzer örneklerin dağılımı üzerinden dönemin deniz ticaretinin güzergâhlarını anlamaya çalışıyor.

Geminin güzergâhı araştırılıyor

Buluntuların kökenine ilişkin değerlendirmeler, geminin Doğu Akdeniz’in doğusundaki bir limandan hareket etmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Araştırmacılar, geminin Levant kıyılarından yola çıkarak Troya veya Girit yönünde ilerlemiş olabileceği üzerinde duruyor.

Ancak geminin kesin hareket noktası, varış yeri ve yolculuğunun nasıl sona erdiği konusunda araştırmaların tamamlanması gerekiyor. Amforaların üretim özellikleri ve farklı bölgelerdeki benzerleri, bu sorulara yanıt bulmak için kullanılan başlıca veriler arasında yer alıyor.

Kekova’daki keşif, Anadolu kıyılarının tarih boyunca yalnızca yerleşim alanları değil, aynı zamanda deniz üzerinden gerçekleşen ekonomik ve kültürel etkileşimin önemli noktaları olduğunu da ortaya koyuyor.

Dokuz işaretli amfora dikkat çekti

Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan eserler arasında, üzerinde dokuz farklı işaret bulunan ve gövdesinde iki delik yer alan bir amfora da öne çıktı. Alışılmış taşıma kaplarından farklı özellikler taşıyan bu eserin hangi amaçla kullanıldığı araştırılıyor.

İlk değerlendirmeler, söz konusu kabın peynir veya tereyağı üretiminde kullanılan bir yayık olabileceğine işaret ediyor. Bu ihtimal doğrulanırsa buluntu, dönemin denizcilerinin yalnızca hazır gıda ve ticari ürün taşımadıklarını, yolculuk sırasında yiyecek hazırlamış olabileceklerini de düşündürecek.

Araştırmacılar, kabın kullanım amacına ilişkin kesin bir sonuca ulaşmak için biçim özelliklerini ve üzerindeki izleri değerlendiriyor. Amforanın üzerindeki işaretlerin anlamı da incelenmesi gereken konular arasında bulunuyor.

Bu buluntu, gemi batıklarının yalnızca ticaret tarihini değil, geçmişteki insanların günlük yaşamlarını, beslenme alışkanlıklarını ve uzun yolculuklarda ihtiyaçlarını nasıl karşıladıklarını anlamak açısından da önemli olduğunu gösteriyor.

Anadolu’nun denizcilik geçmişine ışık tutacak

Kekova çevresindeki su altı çalışmaları, Anadolu’nun denizcilik tarihinin daha eski dönemlerine ilişkin bilgilerin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Deniz tabanında korunan seramik kaplar ve diğer kalıntılar, geçmişte kullanılan gemiler ve ticaret güzergâhları hakkında araştırmacılara veri sunuyor.

Özellikle farklı coğrafyalarda benzer eserlerin bulunması, eski toplumlar arasındaki ilişkilerin yalnızca kara yolları üzerinden kurulmadığını gösteren önemli bulgular arasında değerlendiriliyor. Deniz yoluyla taşınan mallar, üretim merkezleri ve tüketim alanları arasındaki bağlantıların anlaşılmasına yardımcı oluyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da Kekova’daki çalışmalara ilişkin açıklamasında, yaklaşık 4 bin 700 yıllık amforaların Anadolu kıyılarının deniz ticaretindeki köklü geçmişine ışık tuttuğunu belirtti. Ersoy, su altındaki kültürel mirasın korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti.

Eserler koruma ve inceleme sürecinde

Su altından çıkarılan arkeolojik eserlerin korunması, keşfin bilimsel değerinin sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşıyor. Uzun yıllar deniz altında kalan seramik kapların yapılarının korunması ve ayrıntılı biçimde incelenmesi için uzman ekiplerin çalışmaları sürüyor.

Buluntuların belgelenmesi, malzeme özelliklerinin değerlendirilmesi ve benzer örneklerle karşılaştırılması sayesinde geminin tarihi ve taşıdığı yük hakkında daha kapsamlı bilgilere ulaşılması amaçlanıyor.

Kekova’daki araştırmaların ilerleyen aşamalarında elde edilecek yeni bulguların, batığın tarihlendirilmesine ve Doğu Akdeniz’deki eski ticaret ağlarının anlaşılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Yaklaşık 4 bin 700 yıl öncesine uzanan bu izler, Anadolu’nun denizlerle kurduğu ilişkinin bilinen geçmişini daha ayrıntılı biçimde ortaya koyabilecek nitelik taşıyor.

Sen ne düşünüyorsun?Tek dokunuşla değerlendir
Bu haberi tartış
Siradaki haber hazirlaniyor...
Okur yorumları

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.

Yorum yapmak ve haberlere tepki vermek için doğrulanmış okur hesabınızla giriş yapın.
Giriş yap Ücretsiz üye ol
İhbar Et