+90 543 875 6449Abbas Öztürk İhsaniye Mahallesi Kale Önü Sokak Arıcı Apartmanı 4/4 Selçuklu/Konya
Dolar
48,6456 %0,04
Euro
56,1616 %-0,07
Köşe Yazarları Anadolu'da Manşet

KANSER TEŞHİSİ, HAYATIN SONU DEĞİL

Haberde aklına takılan ne?Özet, 5N1K veya kaynak bilgisini Manşet'e Sor.
Şerife BOZOĞLAN EKER
Muhabir & Editör Şerife BOZOĞLAN EKER 12.10.2026 13:49 | Okuma: 3 dk
Köşe Yazarları
KANSER TEŞHİSİ, HAYATIN SONU DEĞİL

Bazen bir hastalığın kendisinden önce korkusu yerleşir insanın içine. Oysa kanser teşhisi almak, hayata veda etmek anlamına gelmez. Böyle zamanlarda insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, acıyan bakışlar değil, yanında olduğunu hissettiren yüreklerdir.

Kanser…

Söylenmesi birkaç saniye süren ama duyulduğu anda insanın dünyasını değiştirebilen bir kelime.

Bazı evlerde bu kelime duyulduğu an sessizlik başlıyor. Yüzler düşüyor, gözler doluyor, gelecek için kurulan hayaller bir anda belirsizliğe dönüşüyor. Sanki doktor bir hastalığın teşhisini değil de hayatın sonunu açıklamış gibi davranılıyor.

Oysa unuttuğumuz çok önemli bir gerçek var: Kanser teşhisi, hayatın bittiği anlamına gelmez.

Tıp her geçen gün gelişiyor. Erken teşhis, modern tedavi yöntemleri ve kişiye özel yaklaşımlar sayesinde birçok kanser türünde başarılı sonuçlar alınabiliyor. Elbette her hastanın durumu, hastalığın türü ve seyri farklı. Ancak hiçbir insanın geleceği yalnızca duyduğu bir teşhis kelimesinden ibaret değil.

Asıl üzerinde durmak istediğim mesele ise hastalığın tıbbi boyutundan çok, bizim hastalara karşı sergilediğimiz tutum.

Çünkü bazen farkında olmadan, iyilik yapmak isterken bir insanın omuzlarına daha ağır yükler bırakıyoruz.

Bir yakınımıza kanser teşhisi konulduğunu öğrendiğimizde nasıl davranıyoruz?

Yüzümüzü asıyoruz. Gözlerimiz doluyor. Ses tonumuz değişiyor. Karşımızdaki insana sanki artık eskisi gibi yaşayamayacakmış gibi bakıyoruz.

Ardından o meşhur sorular geliyor:

“Çok mu ilerlemiş?”

“Doktor ne kadar ömür biçmiş?”

“İyileşme ihtimali var mıymış?”

Daha da kötüsü, bazen başka insanların hastalık hikâyelerini anlatmaya başlıyoruz.

“Bizim bir tanıdığa da kanser teşhisi konulmuştu, birkaç ay sonra vefat etti.”

Peki, bunu anlatırken karşımızdaki insanın ne hissettiğini hiç düşünüyor muyuz?

Belki de o kişi henüz kendi korkularıyla yüzleşmeye çalışıyor. Belki gece boyunca uyuyamamış, belki çocuklarının geleceğini düşünmüş, belki de sabah uyandığında hayatına eskisi gibi devam edebilmek için bütün gücünü toplamış.

Biz ise birkaç düşüncesiz cümleyle o gücü zayıflatabiliyoruz.

İşte bu yüzden kanserle mücadelede yalnızca hastanın değil, çevresindeki insanların da bilinçlenmesi gerekiyor.

Kanser hastasına acımakla, onun yanında olmak aynı şey değildir.

Acımak, bazen karşımızdaki insana kendisini çaresiz hissettirebilir. Oysa yanında olmak; onu dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak, korkularını küçümsemeden paylaşmak ve istemediği zaman konuşmaya zorlamamaktır.

Her kanser hastası güçlü görünmek zorunda değildir.

Ağlayabilir.

Korkabilir.

Öfkelenebilir.

Hatta bazen hiçbir şey konuşmak istemeyebilir.

Bütün bunlar son derece insani duygulardır. Bizim görevimiz ona sürekli güçlü olması gerektiğini hatırlatmak değil, güçsüz hissettiği anlarda da yanında kalabilmektir.

Bir başka önemli mesele de moral kavramını doğru anlamak.

Toplumumuzda sık sık “Moralini yüksek tutarsan iyileşirsin.” cümlesini duyuyoruz. İyi niyetle söylense de bu yaklaşım, bazen hastanın üzerinde gereksiz bir baskı oluşturabiliyor.

Çünkü kanser, yalnızca olumlu düşünerek yenilebilecek bir hastalık değil. Tedavi sürecinin temelinde bilimsel tıp, doğru teşhis ve uzman hekimlerin belirlediği yöntemler bulunuyor.

Ancak psikolojik destek, sevgi ve güven de bu zorlu süreçte insanın yaşam kalitesini artırabiliyor, kaygılarıyla baş etmesini kolaylaştırabiliyor.

Yani moral, tedavinin alternatifi değil; tedavi sürecinde insanı destekleyen değerli bir unsur.

Peki, biz ne yapabiliriz?

Aslında bazen çok küçük şeyler yeterli.

Birlikte kahve içmek…

Güzel bir anıyı hatırlamak…

Gelecek hafta için bir plan yapmak…

Hiçbir şey söylemeden yanında oturmak…

Ya da yalnızca “Bugün nasılsın, sana nasıl yardımcı olabilirim?” diye sormak.

Çünkü kanser teşhisi alan bir insanın hayatı yalnızca hastane koridorlarından, ilaçlardan ve tahlil sonuçlarından oluşmaz.

O insan hâlâ bir annedir, babadır, kardeştir, eştir, dosttur, öğretmendir, sanatçıdır.

Hâlâ hayalleri, sevdikleri, yapmak istedikleri ve yaşamak istediği güzel günleri vardır.

Bizim de ona yalnızca hastalığını değil, bütün bunları hatırlatmamız gerekiyor.

Bir insanın hastalığını öğrenmek, ona bakışımızı tamamen değiştirmemeli. Dün birlikte güldüğümüz bir insanla bugün de gülebilmeliyiz. Dün gelecekten konuştuğumuz biriyle bugün de yarınları konuşabilmeliyiz.

Elbette her hastalık süreci aynı şekilde ilerlemiyor. Bazen umut verici gelişmeler yaşanırken bazen de çok zor günlerden geçiliyor. Böyle zamanlarda gerçekleri inkâr etmeden, boş vaatlerde bulunmadan ve hastanın duygularına saygı göstererek yanında durmak gerekiyor.

Çünkü gerçek destek, her şeyin mutlaka güzel sonuçlanacağını söylemek değil; sonuç ne olursa olsun insanı yalnız bırakmamaktır.

Belki de kanser teşhisi alan birine söyleyebileceğimiz en anlamlı söz şudur:

“Sen hastalığın değilsin. Sen hâlâ sensin. Biz de hâlâ yanındayız.”

Hayat bazen hiç beklemediğimiz yerden sınar bizi. Bir doktor odasında, bir tahlil sonucunda ya da birkaç kelimelik bir teşhiste…

Ama insanın değeri, yaşama hakkı, sevilme ihtiyacı ve kurduğu hayaller bir teşhisle ortadan kalkmaz.

Bu nedenle kanser hastalarına korkuyla değil, anlayışla yaklaşalım. Onları toplumdan, günlük yaşamdan ve sevdikleri şeylerden uzaklaştırmayalım.

En önemlisi de onların yerine hayatın sonuna dair hükümler vermeyelim.

Unutmayalım; kanser bir teşhis olabilir ama hayatın son cümlesi değildir.

Bazen bir insanın karanlık günlerinde ihtiyaç duyduğu en büyük güç, yanında duran koca yürekler ve içtenlikle söylenen şu birkaç kelimedir:

Sen ne düşünüyorsun?Tek dokunuşla değerlendir
Bu haberi tartış
Siradaki haber hazirlaniyor...
Okur yorumları

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.

Yorum yapmak ve haberlere tepki vermek için doğrulanmış okur hesabınızla giriş yapın.
Giriş yap Ücretsiz üye ol
İhbar Et