+90 543 875 6449Abbas Öztürk İhsaniye Mahallesi Kale Önü Sokak Arıcı Apartmanı 4/4 Selçuklu/Konya
Dolar
48,6456 %0,04
Euro
56,1616 %-0,07
Kültür&Sanat Kitap ve Edebiyat Anadolu'da Manşet

İKİ GÜNEŞİN ARASINDA BİR ŞEHİR: KONYA

Haberde aklına takılan ne?Özet, 5N1K veya kaynak bilgisini Manşet'e Sor.
Mehmet Arif GÜDEN
Muhabir & Editör Mehmet Arif GÜDEN 15.09.2026 13:32 | Okuma: 3 dk
Kültür&Sanat Kitap ve Edebiyat
İKİ GÜNEŞİN ARASINDA BİR ŞEHİR: KONYA Google Haberler Gündemi bizden takip et Anadolu'da Manşet'i tercih edilen kaynaklarına ekle, haberlerimizi Google'da daha sık gör. Bizi tercih et

Mevlânâ ve Şemsi yeniden düşünmek

Bazı şehirler vardır; yalnızca sokakları, meydanları, taşları ve yapılarıyla var olmaz. Onların bir ruhu vardır. Yüzyıllar geçse de o ruh, bir çeşmenin başında, eski bir taşın üzerinde, kubbenin altında, bir kitabın satırlarında insanın karşısına çıkar. Konya da böyle bir şehirdir. Tarihin içinden bugüne yürüyen, sustuğunda bile çok şey anlatan kadim bir şehir

Geçtiğimiz günlerde yazar Bahri Kılınçelin “İki Güneş Bir Şehir: Mevlânâ ve Şems adlı romanı üzerine kendisiyle uzun ve derinlikli bir söyleşi gerçekleştirdim. Söyleşinin ardından zihnimde tek bir düşünce vardı: Mevlânâ’yı ve Şemsi anlatmak, aslında yalnızca iki büyük şahsiyeti anlatmak değildir. Onları anlamaya çalışmak; insanı, hakikati, arayışı, yalnızlığı ve Anadolunun mayasını anlamaya çalışmaktır.

Kılınçelin romanını farklı kılan en önemli taraflardan biri, hikâyeyi yalnızca Mevlânâ ile Şemsin Konyada buluştuğu noktadan başlatmaması. Belhten başlayan, Tebrize, Bağdata, Şama, Larendeye ve nihayet Konyaya uzanan çileli yolları romanın geniş ufkuna taşıyor. Böylece okuyucu yalnızca bir buluşmanın değil, o buluşmayı mümkün kılan uzun bir yolculuğun izini sürüyor.


Çünkü hiçbir büyük karşılaşma tesadüf değildir.

İnsan bazen bir şehre gider; fakat aslında kendisine doğru yürür. Bazen bir insanla karşılaşır; fakat o karşılaşma kendi içindeki kapıları açar. Mevlânâ ile Şemsin buluşması da böylesi bir karşılaşmadır. İki insanın yan yana gelişi gibi görünür; fakat ardında insanın hakikati arama serüveni vardır.

Bahri Kılınçel, Şemsi yalnızca gizemli bir derviş olarak değil; sorgulayan, korkusuz, hakikatin peşinden yürüyen ve gerektiğinde yalnızlığı göze alan bir insan olarak ele alıyor. Mevlânâ’nın dönüşümünü ise yalnızca tarihî olayların içinde değil, insan ruhunun derinliklerinde arıyor.

Romanın bir başka dikkat çekici yönü, tarihle tasavvufu hayal gücüyle buluşturması. Rüyalar, işaretler, semboller ve iç yolculuklar romana farklı bir atmosfer kazandırıyor. Ancak burada önemli olan, hayalin tarihin önüne geçmemesi. Kılınçelin ifadesiyle fantastik unsurlar, tarihî gerçekleri değiştirmek için değil, onların manevi boyutunu görünür kılmak için kullanılıyor.

Ve Konya

Romanın içinde yalnızca bir şehir değil, adeta yaşayan bir karakter gibi karşımıza çıkıyor.

Alaeddin Tepesi, Selçuklu Sarayı, İnce Minareli Medrese, Mevlânâ Dergâhı… Bugün önünden geçip gittiğimiz mekânların bir zamanlar hangi büyük hikâyelere şahitlik ettiğini düşündüğümüzde, şehrin taşlarının bile dile geldiğini hissediyoruz.

Belki de bu yüzden Konyada Mevlânâ’yı okumak başka, Mevlânâ’yı Konyada düşünmek bambaşka

Kılınçelle konuşurken şunu bir kez daha fark ettim: Tarih, yalnızca geçmişte yaşanıp bitmiş olayların toplamı değildir. Tarih, bugünün insanına kendisini anlatan büyük bir hafızadır. Edebiyat ise o hafızanın sessiz kalan yerlerine ses verir.

“İki Güneş Bir Şehir tam da bu noktada önem kazanıyor.

Bu romanı okuyanların yalnızca Mevlânâ ile Şemsin hikâyesini değil, kendi içlerindeki yolculuğu da sorgulayacaklarına inanıyorum. Çünkü insanın en uzun yolu, bir şehirden diğerine değil; kendisinden kendisine yaptığı yoldur.

Söyleşimizin ardından Sayın Bahri Kılınçele teşekkür ederek ayrıldım. Sonra kendimi kadim Konyanın sokaklarına bıraktım.

Bir süre yürüdüm

Ve düşündüm:

Belki de bazı şehirler okunmaz; hissedilir.

Bazı kitaplar bitmez; insanın içinde devam eder.

Bazı karşılaşmalar ise tarihte kalmaz; yüzyıllar sonra bile insanın kalbine dokunur.

Mevlânâ ile Şemsin hikâyesi de böyle

İki güneşin ışığı yüzyıllardır Konyanın taşlarına vuruyor. Asıl mesele, o ışığın bugün bizim içimizi aydınlatıp aydınlatmadığında

Haber Merkezi: ŞERİFE BOZOĞLAN EKER

Sen ne düşünüyorsun?Tek dokunuşla değerlendir
Bu haberi tartış
Siradaki haber hazirlaniyor...
Okur yorumları

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.

Yorum yapmak ve haberlere tepki vermek için doğrulanmış okur hesabınızla giriş yapın.
Giriş yap Ücretsiz üye ol
İhbar Et