+90 543 875 6449Abbas Öztürk
Dolar
44,8950 %0,23
Euro
52,8913 %-0,09

31 Mart İsyanı’nın Perde Arkası: Meşrutiyet, İttihat ve Karşı Devrim

1909’da patlak veren 31 Mart İsyanı, Meşrutiyet’e karşı bir geri dönüş girişimi olarak tarihe geçti.

Mehmet Arif GÜDEN
Mehmet Arif GÜDEN 18.04.2026 15:17 | Okuma: 3 dk
Kültür&Sanat
31 Mart İsyanı’nın Perde Arkası: Meşrutiyet, İttihat ve Karşı Devrim

İstanbul’un sokakları o sabah alışılmışın dışında bir gürültüyle uyandı. Kışlalardan yükselen sesler, meydanlara doğru akan kalabalıklar ve aynı slogan: “Şeriat isteriz!” 1909 yılının Nisan ayında patlak veren 31 Mart Vakası, yalnızca bir isyan değil; Meşrutiyet’e, yani hürriyet fikrine karşı yönelmiş açık bir meydan okumaydı.


II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti’nde yeni bir dönem başlamış, anayasal düzen ve temsil fikri güç kazanmıştı. Ancak bu değişim, eski düzenin ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyen çevrelerde ciddi bir rahatsızlık yaratmıştı. Edinilen bilgilere göre, bu huzursuzluk zamanla örgütlü bir karşı harekete dönüştü.



Meşrutiyet’e Karşı Bir Tepki Dalga Dalga Büyüdü

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin devlet yönetiminde etkinlik kazanması, reformların hızlanması ve eski alışkanlıkların tasfiye edilmesi bazı kesimlerde sert bir dirençle karşılandı. Özellikle ordu içinde “alaylı–mektepli” ayrımı, medrese çevrelerinin tepkisi ve basındaki kışkırtıcı yayınlar bu gerilimi besledi.

Yetkililerden alınan bilgiye göre, özellikle Volkan gazetesi gibi yayın organları üzerinden yürütülen propaganda, asker ve medrese çevrelerinde etkili oldu. Bu süreçte dinî söylem, siyasi bir araç hâline getirildi.



Ayaklanmanın Fitili Nasıl Ateşlendi?

12 Nisan’ı 13 Nisan’a bağlayan gece, Taşkışla’daki askerlerin ayaklanmasıyla olaylar kontrolden çıktı. Kısa sürede büyüyen isyan, İstanbul’un merkezine yayıldı. Askerler ve onlara katılan gruplar, Meclis’i kuşattı, hükümet üzerinde baskı kurdu.

İsyancılar yalnızca taleplerle yetinmedi. Şehirde kontrolü ele geçiren gruplar, gazeteleri bastı, milletvekillerine saldırdı ve sokaklarda korku iklimi oluşturdu. Bu süreçte birçok asker ve sivil hayatını kaybetti.



İttihatçı Perspektif: Bu Bir “İrtica” Girişimiydi

İttihat ve Terakki cephesine göre yaşananlar, basit bir askerî başkaldırı değil; açık bir “irtica hareketi”, yani Meşrutiyet’i ortadan kaldırmaya yönelik gerici bir kalkışmaydı.

Cemiyetin önde gelen isimleri, anayasal düzenin korunmasının devletin bekası için zorunlu olduğunu savunuyordu. Onlara göre bu isyan, yalnızca İstanbul’u değil, tüm imparatorluğu kaosa sürükleyebilecek bir tehditti.



Hareket Ordusu Yola Çıkıyor

Selanik’te gelen haberler büyük bir tepkiyle karşılandı. “Meşrutiyet mahvoldu” ifadesiyle iletilen telgraf, İttihatçı kadroları harekete geçirdi. Kısa sürede organize edilen ve tarihe “Hareket Ordusu” olarak geçecek olan birlik, İstanbul’a doğru yola çıktı.

Bu süreçte kurmay kadroda yer alan isimlerden biri de Kolağası Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk idi Mustafa Kemal Paşa, Hareket Ordusu’nun kurmay heyeti içinde görev alarak İstanbul’a ilerleyen birliklerin planlama ve koordinasyon sürecinde aktif rol üstlendi. Bu görev, onun askerî kariyerinde erken dönemde edindiği önemli tecrübelerden biri olarak kabul edilir.

Kurmay kadrosunda yer alan isimler, bu müdahaleyi yalnızca bir askerî operasyon değil, aynı zamanda “hürriyetin kurtarılması” olarak görüyordu.



İstanbul’da Çatışma ve Son

Hareket Ordusu’nun İstanbul’a girişiyle birlikte şehirde şiddetli çatışmalar yaşandı. Taşkışla ve Taksim çevresi en yoğun direniş noktaları oldu. Ancak isyan uzun sürmedi.

Üç gün süren çatışmaların ardından kontrol yeniden sağlandı. İsyan bastırıldı, sıkıyönetim ilan edildi.



Bir Dönemin Sonu: Abdülhamit Tahttan İndirildi

Olayların bastırılmasının ardından en kritik gelişme yaşandı. Meclis, II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesine karar verdi. Yerine V. Mehmet Reşad getirildi.

İttihat ve Terakki için bu gelişme, yalnızca bir padişah değişimi değil; Meşrutiyet’in kalıcı hâle gelmesi adına atılmış en önemli adımlardan biri olarak değerlendirildi.



Tarihe Düşen Not

31 Mart Vakası, Osmanlı siyasi tarihinde bir kırılma noktası oldu. İttihatçı bakış açısına göre bu olay, hürriyet ile istibdat arasındaki mücadelenin en sert yüzlerinden biriydi.

Bugün hâlâ tartışılan bu hadise, bir kesime göre başarısız bir darbe girişimi, diğerine göre ise bastırılmış bir karşı devrim olarak anılmaya devam ediyor.

Okur Görüşleri

Yorumlar

0 yorum

İlk yorumu sen yaz!

Söz Sende

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayına alınacaktır.